AIx® · Teşvik Robotu

Lojistikte Tıkanıklık Alarmı: Mersin Limanı’ndaki Atık Yükü İhracatçının Sırtına Ek Maliyet Bindiriyor!

Lojistikte Tıkanıklık Alarmı

Küresel tedarik zincirindeki rekabetçiliğin milimetrik zamanlamalara ve navlun maliyetlerine endekslendiği günümüz dış ticaret konjonktüründe, Türkiye’nin güney kapısındaki bu operasyonel daralmanın sanayicilerimizin küresel rakipleri karşısındaki fiyatlama gücünü doğrudan tehdit etmesi, liman yönetiminde radikal ve sürdürülebilir bir strateji değişikliğine gidilmesini kaçınılmaz kılmaktadır.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e açılan en stratejik dış ticaret kapısı ve geniş bir Anadolu hinterlandının lojistik merkezi olan Mersin Limanı, son dönemde artan atık yükü trafiği nedeniyle hem çevresel hem de operasyonel bir krizle karşı karşıya. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, liman üzerinden gerçekleşen yoğun atık ithalatı girişlerinin operasyonel süreçleri yavaşlattığını ve bu tıkanıklığın Türk ihracatçısına ağır bir ek maliyet olarak yansıdığını açıkladı. 3 Temmuz 2026 itibarıyla lojistik gündemine damga vuran bu gelişmede Çakır; deniz kirliliği, mikroplastik riskleri ve artan liman bekleme sürelerine dikkat çekerek, atık ithalat politikalarının ivedilikle yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

“Her Ülke Kendi Atığını Kendi Sınırları İçinde Dönüştürmeli”

MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel ticaretin önemli bir parçası haline gelen atık yönetiminin sadece ekonomik bir başlık olarak görülemeyeceğini, çevre ve halk sağlığı penceresinden bakılması gerektiğini vurguladı:

  • Ham Madde Niteliği Şartı: Geri dönüşüm amacıyla yapılacak ithalatta kontrol süreçlerinin liman operasyonlarını kilitlediğini belirten Çakır, kontrolsüz dökme atık yerine sadece işlenmiş ve sanayi ham maddesi niteliği taşıyan nitelikli ürünlerin limana kabul edilmesi gerektiğini savundu.
  • Deniz Eko-Sistemi Tehdidi: Seyhan Irmağı kaynaklı karasal kirleticilerin yanı sıra limandaki atık trafiğinin Akdeniz’de kimyasal kirlilik ve mikroplastik riskini artırdığını söyleyen Çakır, doğaya rağmen değil, doğayı koruyarak büyüme modelinin benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

Limanlardaki Bekleme Süreleri Küresel Rekabet Gücünü Baltalıyor

Atık yüklerinin yarattığı gümrük ve kontrol yoğunluğu, limandaki konteyner çevrim hızını düşürerek tedarik zincirinde domino etkisi yaratıyor:

  • Maliyet Sanayiciye Yansıyor: Liman operasyonlarında yaşanan gecikmeler ve gemilerin limana yanaşma/bekleme sürelerinin uzaması, ithalatçı ve ihracatçının sırtına ardiye, demoraj ve ek depolama maliyetleri yüklüyor.
  • Tedarik Zinciri Kırılması: Sanayicinin ihtiyaç duyduğu ham maddenin fabrikaya zamanında ulaşamaması, üretim planlamalarını bozarak nihai ürün teslimat sürelerini uzatıyor ve Türk firmalarının küresel pazardaki fiyatlama ve rekabet gücünü zayıflatıyor.

FIX YORUMU

MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın Mersin Limanı özelinde dile getirdiği bu operasyonel ve çevresel tıkanıklık, bültenlerimizin önceki sayılarında sıkça işlediğimiz “AB’nin yeni korumacı çelik kotaları” ve sanayi odası başkanlarının “üretim odaklı büyüme” çıkışlarıyla mükemmel bir lojistik bütünlük oluşturuyor. Türkiye’nin en büyük 1000 ihracatçısı listesinde Akdeniz ve Güney Anadolu aksından yer alan 22 Mersinli, 20 Adanalı ve 60 Gaziantepli dev ihracatçımızın bu lojistik krizi aşabilmesi adına FIX Danışmanlık olarak önerdiğimiz 3 stratejik çözüm mekanizması şunlardır:

  1. Lojistik Maliyet Yönetimi ve Finansman Kalkanı: Limanlardaki bekleme sürelerinin uzaması, firmaların işletme sermayesini (working capital) ardiye ve navlun dalgalanmalarına bağlamasına neden olur. İSO bültenimizde bahsettiğimiz banka kredilerindeki 60 milyon TL’lik limit darboğazını aşmak ve limandaki ek maliyetleri sübvanse etmek adına, Ticaret Bakanlığı’nın hacmini 60 milyar dolara taşımayı planladığı yüzde 20 maliyetli İhracat Reeskont Kredileri acil nakit akışı yönetimi için bir finansal kalkan olarak kullanılmalıdır.
  2. Yerli Geri Dönüşüm Teşvikleri ve Teşvik Robotu Kullanımı: Başkan Çakır’ın vurguladığı “yerli geri dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi” vizyonu, ithal atığa olan bağımlılığı azaltırken sanayimize ucuz ve yeşil ham madde sağlamanın tek yoludur. Fabrikalarımızın kendi üretim atıklarını geri dönüştürecek tesis içi döngüsel ekonomi yatırımları yapması hayati önemdedir. Şiriketler, bu yeşil yatırımların yüksek maliyetini göğüslemek için içerideki Teşvik Robotu sistemini aktif çalıştırarak; KOSGEB, TÜBİTAK ve Ticaret Bakanlığı’nın Kapasite Geliştirme Destek Programı ve Sanayide Yeşil Dönüşüm Sübvansiyonları (hibe) yapılarını anlık filtrelemeli og altyapı dönüşümlerini devlet eliyle fonlamalıdır.
  3. Alternatif Rotalar ve Katma Değerli Sevkiyat: AB’nin yeni çelik rejimiyle getirdiği “izlenebilirlik belgesi” zorunluluğu ve limanlardaki takvim sıkışıklığı, ihracatçımızın teslimat sürelerini riske atmaktadır. Mersin hattındaki bu yoğunluğu kırmak adına firmalarımız, Suudi Arabistan ve Körfez coğrafyasıyla imzalanan ve nakliye süresini 6 güne indiren yeni lojistik kara/demir yolu koridorları gibi alternatif rotaları radarına almalıdır. Ayrıca ASO başkanının belirttiği gibi “konteynere daha fazla değer koyarak” düşük hacimde yüksek ciro getiren Tasarım Desteği ve Pazara Giriş Projesi Desteği odaklı markalı ürün ihracatına geçiş, limandaki tonaj bağımlılığımızı azaltarak lojistik krizlere karşı bağışıklık sağlayacaktır.

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir