Türkiye-AB Ticaretinde Kritik Dönemeç
Küresel ticaret arenasının korumacılık rüzgarlarıyla sarsıldığı, ABD ve Avrupa’nın gümrük duvarlarını yükselttiği 2026 yılı Temmuz ayında, Türkiye-AB ticari ilişkilerinin geleceğini belirleyecek çok kritik bir diplomasi trafiği yaşandı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat; Bakanlık yetkilileri ve Türk otomotiv sektörünün dev temsilcilerinden oluşan geniş bir heyetle Brüksel’e adeta çıkarma yaptı. İki günlük yoğun temasların ardından çok önemli açıklamalarda bulunan Bakan Bolat; AB’nin yeni sanayi politikaları, “Sanayi Hızlandırma Yasası” ve Avrupa’yı kendi içine kapatmayı hedefleyen “Made in EU” (Avrupa Malı) yaklaşımının Türkiye-AB arasındaki 233 milyar dolarlık dev ticaret hacmine ve özellikle otomotiv sektörüne zarar vermemesi için Brüksel’de çetin bir müzakere süreci yürüttüklerini ilan etti.
Bakan Bolat ve beraberindeki heyet; AB Komisyonu üyeleri, Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Avrupa Otomotiv Üreticileri Birliği (ACEA) yönetimi, BusinessEurope temsilcileri ve AB Komisyonu Başkanı’nın özel kalemiyle masaya oturarak Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak için kazan-kazan formüllerini sundu.
62 Milyar Dolarlık Otomotiv ve Yedek Parça İttifakı
Türkiye ile AB arasındaki ekonomik bağların klasik bir dış ticaret ilişkisinin çok ötesinde derin bir entegrasyona sahip olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, şu verileri paylaştı:
- Dev Ticaret Hacmi: Türkiye ile AB arasındaki karşılıklı ticaret hacmi, geçen yıl yüzde 7 oranında net bir artış kaydederek 233 milyar dolarlık devasa bir seviyeye ulaştı.
- Otomotiv Sektörünün Ağırlığı: Bu 233 milyar dolarlık kümülatif ticaret hacminin tam 62 milyar dolarlık kısmını, bitmiş otomotiv ürünleri ve yedek parça ticareti oluşturuyor. Türkiye, AB otomotiv sanayisi için sadece bir satıcı değil, vazgeçilmez bir tedarik ve üretim ortağı konumunda yer aluyor.
- Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu: 30 yıllık geçmişiyle tıkır tıkır işleyen Gümrük Birliği’nin günümüz dijital ve yeşil dönüşüm şartlarına göre güncellenmesi gerektiğinin altını çizen Bolat, AB tarafında da bu konuda büyük bir istek olduğunu ancak birkaç üye ülkenin siyasi itirazları nedeniyle müzakerelerin henüz resmi olarak başlatılamadığını belirtti.
Korumacılık Duvarlarına Karşı “Takım Oyunu” Mücadelesi
Dünya genelinde özellikle Uzak Doğu kaynaklı ucuz ithalat dalgasına karşı batı blokunun içine kapanmaya başladığına dikkat çeken Bolat, AB içindeki iki farklı lobinin mücadelesini şu sözlerle özetledi:
“Korumacılık rüzgarlarından etkilenip AB’nin de kendi içine kapanmasını isteyenler var. Kapıları kapatıp sanayiyi içeride koruyalım diyen kısa vadeli düşünen kesimlerin aksine, ortaklarımızla ticareti ve ekonomiyi birlikte geliştirelim anlayışında olan yapıcı gruplar da mevcut. Biz de Brüksel’de Türkiye’nin görüşlerine yakın olan dostlarımızın sayısını artırmak, karar alma aşamalarında ülkemiz lehine kararlar çıkmasını sağlamak için mücadele ediyoruz.”
Bakan Bolat, bu sürecin sadece devletler arası bir bürokrasiyle yönetilmediğini; Bakanlık, odalar ve Türk özel sektör temsilcilerinin tam bir “takım oyunu” anlayışıyla Avrupalı muhataplarıyla lobi faaliyetleri yürüttüğünü kaydetti.
Lojistikte Kota Engeli ve Vizede “Cascade” Sistemi
Görüşmelerin diğer iki sıcak başlığı ise Türk ihracatçısının belini büken lojistik kotaları ve iş insanlarının vize çilesi oldu:
- Karayolu Nakliyesinde Kota Baskısı: Türkiye-AB ticaretinin yüzde 50’den fazlasının karayolu nakliyesiyle taşındığını hatırlatan Bolat, artan ticaret hacmiyle birlikte Türk nakliyecilerinin sınır kapılarında yaşadığı kota problemlerinin çözümü için AB ulaştırma otoritelerine baskı yaptıklarını söyledi.
- Vizede Kısmi İyileşme: Vize krizine karşı geçen yıl devreye alınan “Cascade” (Kademeli vize kolaylığı) sistemi sayesinde randevu bekleme sürelerinde ve evrak işlenmesinde kısmi iyileşmeler yaşandığını belirten Bolat; bazı AB ülkeleri kolaylıkları artırırken, bazılarında teknik imkansızlıklar bahanesiyle yavaşlamanın sürdüğünü ifade etti.
FIX YORUMU
Bakan Bolat’ın Brüksel’de yürüttüğü bu çetin otomotiv ve “Made in EU” müzakereleri; bültenimizin önceki sayfalarında geniş yer ayırdığımız “AB’ye yapılan ihracatın 54,6 milyar dolara ulaşması”, “AB’nin yeni çelik kotalarından aldığımız özel avantajlar” ve “e-ihracatta gümrük vergisinden muaf tutulmamız” başarılarıyla doğrudan bağlantılıdır. AB’nin kendi sanayisini korumak adına ithalata getirdiği yeni regülasyonlar ve kısıtlamalar karşısında, Türk üreticilerinin pazar payını kaybetmemesi için FIX Danışmanlık olarak şu 3 stratejik savunma mekanizmasını öneriyoruz:
- “Made in EU” Korumacılığını “Tedarikçi Entegrasyonu” ile Aşmak: AB’nin kendi iç sanayisini koruma hamleleri, Türkiye’yi doğrudan hedef almasa da dolaylı olarak gümrük süreçlerimizi zorlaştırabilir. TİM en büyük 1000 ihracatçı listemizde Ford Otomotiv ve Toyota gibi devlerin zirvede yer alması, Türk otomotiv yan sanayiinin (OEM) gücünü göstermektedir. Avrupalı ana üreticilerin “Made in EU” kurallarına takılmaması için, yerli tedarikçilerimizin ürünlerini Avrupa standartlarında yeşil ve karbon nötr hale getirmesi şarttır. Şirketlerimiz; fabrika emisyonlarını düşürecek yeşil dönüşüm yatırımları ve dijital ürün pasaportu altyapıları için içerideki Teşvik Robotu yazılımlarını çalıştırmalı; KOSGEB ve Ticaret Bakanlığı’nın Kapasite Geliştirme Destek Programı ve yeşil dönüşüm hibe desteklerini anlık filtreleyerek altyapılarını devlet eliyle fonlamalıdır.
- Karayolu Kotasına Karşı Demiryolu ve Denizyolu (Ro-Ro) Rotaları: Bakan Bolat’ın karayolu taşımacılığındaki kota sorununa dikkat çekmesi, Mersin Limanı lojistik yoğunluk bültenimizde de uyardığımız gibi, alternatif lojistik kanallara geçişin ne denli acil olduğunu kanıtlıyor. İhracatçılarımız, sınır kapılarındaki TIR kuyruklarına ve kota cezalarına takılmamak adına, demiryolu entegrasyonlu intermodal taşımacılık modellerini ve Ro-Ro hatlarını daha aktif kullanmalıdır. Yeni nesil lojistik operasyonların getireceği nakliye maliyetlerini sübvanse etmek adına, Ticaret Bakanlığı’nın sunduğu Pazara Giriş Projesi Desteği kapsamındaki nakliye ve depo hibe destekleri birer finansal kalkan olarak devreye alınmalıdır.
- 5 Milyar TL’lik Reeskont Desteğiyle Finansal Akışı Güvenceye Almak: Avrupa pazarında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakereleri sürerken, firmalarımızın bu belirsiz geçiş sürecinde güçlü bir nakit akışına (working capital) ihtiyacı vardır. Bakanlığın günlük limitini 5 milyar TL’ye çıkardığı yüzde 20 maliyetli ucuz İhracat Reeskont Kredileri ve sağladığı 300 milyar liralık faiz sübvansiyonu, yüksek ticari kredi faizleri altında ezilen sanayicilerimiz için bulunmaz bir nimettir. Otomotiv yan sanayii, kimya ve makine üreticilerimiz bu finansal kaynağı kullanarak ham madde tedariklerini güvenceye almalı ve Brüksel’den çıkacak kararları finansal olarak güçlü bir şekilde beklemelidir.




