Gündem Güncelleme: 4 dk okuma
Dış Ticarette Yeni Bir Sınav: AB–Hindistan Anlaşması Türkiye'yi Nasıl Etkiler?
Hazırlayan Enes Ünal, İhracat ve İş Geliştirme Lideri
Onaylayan Sertaç Öztürkcan, Kurucu Ortak
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, Ocak ayı Meclis toplantısında yaptığı değerlendirmede, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında müzakere edilen serbest ticaret anlaşmasının, Türkiye için ciddi ekonomik riskler barındırdığına dikkat çekti.

Özgener'e göre bu gelişme, Gümrük Birliğinin yapısal eksiklerini yeniden gündeme getirirken; Türkiye'nin AB pazarında rekabet gücünün aşınmasına neden olabilir.
AB–Hindistan STA'sı: Neden Kritik?
AB ile Hindistan arasında kurulması planlanan serbest ticaret bölgesi; başta otomotiv, makine ve elektrikli ürünler gibi sektörlerde üretim yapan Türk firmaları açısından pazar kaybı riski oluşturuyor. Türkiye, Gümrük Birliği kapsamında AB ile entegre bir ticaret rejimine sahip olsa da, üçüncü ülkelerle yapılan STA'lara doğrudan taraf olamıyor. Ancak, bu anlaşmaların sonuçlarından fiilen etkileniyor. Bu da Türk firmaları için “asimetrik rekabet baskısı” anlamına geliyor.
Özgener bu durumu şu sözlerle özetliyor:
“Hindistan'ın Türkiye'ye Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz ya da düşük gümrüklü ürün satabilmesinin yolu açılabilir; bu ise Türk ihracatçısının aleyhine işleyen bir tablo oluşturur.”
Gümrük Birliğinin Revizyonu Şart
İZTO Başkanı, mevcut Gümrük Birliği yapısının artık Türkiye'nin lehine çalışmadığını ve revizyonun kaçınılmaz hâle geldiğini vurguladı. Türkiye, AB ile 1995'ten bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşması kapsamında sanayi ürünleri ticaretinde büyük avantajlar elde etti. Ancak zaman içinde değişen ticaret dinamikleri ve küresel STA ağı, bu yapının güncellenmesini zorunlu kılıyor.
Özgener'e göre Türkiye, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar karşısında kendi pozisyonunu koruyamıyor:
“Avrupa Birliğinin her yeni STA'sı, Türkiye'nin aleyhine işleyebiliyor. Rekabet imkânlarımız azalıyor.”
Risk mi, Fırsat mı?
Özgener, gelişmeleri yalnızca tehdit olarak değil, olası fırsatlar açısından da değerlendirmek gerektiğini belirtti. Hindistan ile Türkiye arasında imzalanabilecek ikili bir STA'nın, uzun vadede stratejik faydalar sağlayabileceğini dile getirdi.
Ayrıca, Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı ve lojistik avantajları sayesinde Avrupa ile Hindistan arasında “köprü ülke” rolü üstlenebileceğine dikkat çekti:
“Ülkemizin üretim ve lojistik merkez konumu, bu tür gelişmelerde avantajlı pozisyona dönüştürülebilir.”
Türkiye İhracatında Değişen Dinamikler
Bülten kapsamında Türkiye ihracatındaki dönüşüm sürecine de değinen Özgener, 2026 yılına girerken enflasyon, kur dengesi, dış talep ve büyüme bileşenlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergilenmesi kritik. Ancak bunun yanında, büyümenin hangi sektörler üzerinden ve hangi dış talep koşullarıyla gerçekleştiği de dikkatle yönetilmeli.”
Yapısal dönüşümün sinyallerine işaret eden Özgener, ihracat pazarlarında da önemli değişimler yaşandığını belirtti. Küresel ticaretin bölgeselleştiği ve sermaye akışlarının daha seçici hâle geldiği bir dönemde, dış ticaret politikalarının yeniden konumlanması gerektiğini vurguladı.
FIX yorumu: Yapısal dönemeçte Türkiye
Değerlendiren Enes Ünal, İhracat ve İş Geliştirme Lideri
AB-Hindistan STA'sı, yalnızca diplomatik veya ikili ticaret gelişmesi değil; Türkiye'nin dış ticaret stratejisinde kırılma yaratabilecek ölçekte yapısal bir riski temsil ediyor.
Bu süreç bize bir kez daha şunu hatırlatıyor:
- Türkiye'nin ihracat büyümesini sürdürülebilir kılmak için yüksek katma değerli üretim,
- Gümrük Birliği gibi uluslararası anlaşmalarda politik eşitlik,
- Ve dış ticaret stratejilerinde proaktif diplomasi kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Türkiye'nin ticarette yalnızca “pazar” değil, aynı zamanda kural koyucu ortak olmak için diplomatik hamlelerini geciktirmemesi gerekiyor.
FIX olarak biz de bu dönüşüm sürecini yakından takip ediyor; firmalarımıza stratejik bilgi, risk analizleri ve yönlendirme desteği sunmaya devam ediyoruz.