İhracat Talep Endeksi haziranda 98,9’a geriledi
Küresel ekonomide tırmanan jeopolitik riskler, sanayi üretimindeki belirgin kan kaybı ve iş dünyası güvenindeki derinleşen kırılganlıklar, Türk ihracatçısının ana pazarlarındaki talep koşullarını ve pazar dayanıklılığını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Uluslararası ticaret hatlarında yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve ana ihraç pazarlarındaki ekonomik yavaşlamanın yarattığı bu baskı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan İhracat Pazar Monitörü’nün 2026 yılı Haziran ayı sonuçlarında son derece net bir biçimde kendisini gösterdi.
Açıklanan resmi verilere göre, ihraç edilen ürünlere yönelik talep koşullarını temel ve öncü makroekonomik göstergeler üzerinden takip eden İhracat Talep Endeksi, aylık ve yıllık bazdaki gerilemelerin ardından 98,9 seviyesine düşerek kritik eşiğin ve uzun dönem ortalamasının altında kaldı. Eş zamanlı olarak, ihracat pazarlarımızın kısa ve uzun vadeli sosyal, ekonomik ile politik risklere karşı direncini ve kırılganlığını ölçen Pazar Dayanıklılık Endeksi ise 98,8 seviyesine gerileyerek tıpkı talep endeksi gibi tarihsel ortalamaların altındaki seyrini sürdürdü.
Söz konusu bu çift yönlü gerileme; bir yandan işsizlik, tüketici güveni ve enflasyon tarafındaki kısmi iyileşmelere rağmen sanayi çarklarındaki yavaşlamanın ne denli baskın hale geldiğini kanıtlarken, diğer yandan küresel belirsizliklerin ihracat pazarlarımızın genel direncini zayıflattığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Türk ihracatçısının önümüzdeki dönemde pazar çeşitlendirmesine gitmesinin ve katma değerli üretime odaklanmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır.
Talep Endeksi 98,9’a Düşerek Eşiğin Altında Kaldı
Ana ihraç pazarlarındaki temel ve öncü makroekonomik göstergeler kullanılarak hesaplanan İhracat Talep Endeksi, küresel pazarlardaki durgunluk sinyallerini net bir şekilde ortaya koydu:
- Çifte Düşüş: İhracat Talep Endeksi haziranda aylık bazda yüzde 1,1, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 0,9 gerileyerek 98,9 seviyesine indi.
- Baskı Yaratıcı Unsur Sanayi Üretimi: İşsizlik oranları, tüketici güveni ve enflasyon verilerinde kısmi iyileşmeler kaydedilmesine rağmen; sanayi üretimindeki zayıflama ve iş dünyası güvenindeki gerileme talep endeksini uzun dönem ortalamasının altında tutan temel etkenler oldu.
Jeopolitik Riskler Pazar Dayanıklılığını Zayıflattı
İhracat pazarlarının kısa ve uzun vadeli sosyal, ekonomik ve politik risklere karşı direncini ölçen TİM Pazar Dayanıklılık Endeksi de jeopolitik gerilimlerin gölgesinde kaldı:
- Yıllık Bazda Kayıp: Pazar Dayanıklılık Endeksi haziran ayında aylık bazda değişim göstermeyerek sabit kalırken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalarak 98,8 olarak hesaplandı.
- Risk Algısı Yüksek: Küresel ölçekte tırmanan jeopolitik gerilimler ve İhracat Talep Endeksi’nin zayıf seyri, Türk ihracatçısının en çok satış yaptığı pazarların genel dayanıklılık skorunu düşürdü.
TİM İhracat Pazar Monitörü (Haziran 2026)
| Gösterge / Endeks | Haziran 2026 Değeri | Aylık Değişim (MoM) | Yıllık Değişim (YoY) | Tarihsel Kıyaslama |
| İhracat Talep Endeksi | 98,9 | -%1,1 | -%0,9 | Uzun Dönem Ortalamasının Altında |
| Pazar Dayanıklılık Endeksi | 98,8 | Yüzde 0,0 (Sabit) | -%0,8 | Uzun Dönem Ortalamasının Altında |
FIX YORUMU
İhracat Talep ve Pazar Dayanıklılık Endekslerinin uzun dönem ortalamalarının altında kalması; bültenimizin önceki sayfalarında incelediğimiz “Hürmüz krizinin getirdiği ek navlun sürşarjları”, “AB’nin yeni korumacı sanayi politikaları” ve “küresel metal piyasalarındaki stok erimesi” analizlerimizle tam bir “küresel talep ve maliyet kıskacı” oluşturmaktadır.
Geleneksel pazarlardaki bu zayıflamaya karşı pazar payını kaybetmek istemezken kârlılığını korumayı hedefleyen yerli üreticilerimiz için FIX Danışmanlık olarak 3 stratejik korunma adımı sunuyoruz:
- “Teşvik Robotu” İle Alternatif ve Uzak Pazarlara Açılım: AB ve ana pazarlarımızdaki sanayi yavaşlamasına karşı Körfez, Latin Amerika, Asya ve Afrika gibi dirençli pazarlara yönelmek şarttır. İhracatçılarımız, yeni pazarlara giriş harcamalarını sübvanse etmek adına içerideki Teşvik Robotu sistemini aktif çalıştırmalı; Ticaret Bakanlığı’nın Pazara Giriş Projesi Desteği, UR-GE Proje Desteği ve Yurtdışı Pazar Araştırması hibe programlarını anlık filtreleyerek pazar çeşitlendirme bütçelerini devlet eliyle fonlamalıdır.
- Düşük Maliyetli Reeskont Kredileriyle Nakit Akışı Kalkanı: Talep daralmasının yaşandığı dönemlerde alıcıların ödeme vadelerini uzatması firmaların işletme sermayesini (working capital) sıkıştırabilir. Ticaret Bakanlığı’nın günlük limitini 5 milyar TL’ye çıkardığı yüzde 20 maliyetli ucuz İhracat Reeskont Kredileri, sanayicilerimizin nakit akışını ve ham madde stok alım gücünü koruyabilmesi için en güvenli finansal kalkan kaynağıdır.
- Nitelikli Ürün Dönüşümü ve Katma Değer Hibeleri: Talep düşerken fiyat odaklı rekabete girmek marj erimesine yol açar. Tüketim ürünlerinden ziyade altyapı, yeşil dönüşüm ve yüksek teknoloji odaklı nitelikli ürünlere yönelmek gerekir. Şirketlerimiz, ürünlerini katma değerli hale getirmek için Ticaret Bakanlığı’nın sağladığı Tasarım ve Ürün Geliştirme Projesi Desteği ile KOSGEB’in Kapasite Geliştirme Destek Programı imkanlarından maksimum düzeyde faydalanmalıdır.




