Dış Pazarlarda İştah Azalıyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), küresel ekonomideki dalgalanmaları, pazar risklerini ve dış talep koşullarını mercek altına alan İhracat Pazar Monitörü’nün 2026 yılı Mayıs ayı sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Temel ve öncü makroekonomik göstergeler kullanılarak hazırlanan rapor, Türk ihracatçısının önündeki küresel koridorun daraldığını gösteriyor. İhraç edilen ürünlerimize yönelik dış pazar iştahını ölçen İhracat Talep Endeksi, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 0,7 azalarak 99,5 seviyesine geriledi. Bu düşüşle birlikte endeks, 100 olan uzun dönem ortalamasının altında kalarak dış talep şartlarında bir yavaşlama sinyali verdi.
Sanayi Canlansa da Tüketici Güveni ve İşsizlik Talebi Baskılıyor
Mayıs ayı pazar monitörünün alt kırılımları incelendiğinde, küresel ekonomideki iyileşme çabaları ile yapısal sorunların tam bir tezat oluşturduğu görülüyor:
- Olumlu Göstergeler: İhracat pazarlarımız genelinde sanayi üretimi verilerinde yaşanan kıpırdanmalar ve küresel enflasyon baskılarındaki kısmi hafiflemeler endeksi yukarı yönlü destekleyen dinamikler oldu.
- Baskılayan Unsurlar: Buna karşılık, hedef pazarlardaki işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi, iş güveni endekslerindeki kırılganlık ve hanehalklarının harcama iştahını doğrudan etkileyen tüketici güvenindeki gerilemeler, sanayideki bu olumlu havayı gölgeleyerek talep endeksinin ortalamanın altında kalmasına yol açtı.
Pazar Dayanıklılık Endeksi Aylıkta Toparlansa da Sınırda
İhracat pazarlarının jeopolitik, sosyal ve ekonomik risklere karşı direncini ve bağışıklık düzeyini ölçen TİM Pazar Dayanıklılık Endeksi ise mayısta karmaşık bir sinyal verdi. Endeks, küresel jeopolitik risklerdeki kısmi sakinleşmenin etkisiyle aylık bazda yüzde 0,9’luk bir toparlanma kaydetti. Ancak geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 azalarak 98,8 seviyesinde kaldı. TİM analistleri, İhracat Talep Endeksi’nin uzun dönem ortalamasının altında kalmaya devam etmesinin, pazarların genel ekonomik dayanıklılığını ve şoklara karşı direncini zayıflatmaya devam ettiğini vurguluyor.
FIX YORUMU
TİM’in mayıs sonu itibarıyla netleştirdiği bu İhracat Pazar Monitörü verileri, bültenimizin bir önceki sayısında ele aldığımız İSO İhracat Pazarları İklim Endeksi ve sanayi odası başkanlarının “finansman kuraklığı” çıkışlarıyla tam bir analitik bütünlük oluşturuyor. Küresel pazarlardaki talep iştahının 100 eşiğinin altına sarkması, FIX Danışmanlık olarak firmalarımıza şu stratejik yol haritasını çizmemizi zorunlu kılıyor:
- Etnik ve Sabit Pazarlarda Müşteri Sadakati Yönetimi: Hedef pazarlardaki işsizlik ve tüketici güveni geriliyorsa, bu durum nihai tüketicinin harcama alışkanlıklarını “temel ve ekonomik ürünlere” kaydıracağı anlamına gelir. İhracatçılarımız, Fransa ihracat rekoru ya da yaprak sarma bültenlerimizde bahsettiğimiz gibi, lüks segmentler yerine pazar payını korumak adına zincir marketlerin perakende hatlarına (Private Label / zincir market markalı ürünler) ve gıda/temel sanayi tedarik süreçlerine odaklanmalıdır. Küresel alıcılara esnek ödeme vadeleri sunabilmek için Ticaret Bakanlığı’nın 59-60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediği yüzde 20 maliyetli İhracat Reeskont Kredileri finansal bir kaldıraç olarak sonuna kadar kullanılmalıdır.
- Teşvik Robotu ile Yeni ve Dayanıklı Pazarları Haritalandırmak: Pazar Dayanıklılık Endeksi’nin 98,8’de kalması, mevcut geleneksel pazarlarımızın (örneğin durağanlaşan Avrupa havzasının) risklere karşı kırılgan olduğunu gösteriyor. Firmalarımız, Suudi Arabistan ile imzalanan yeni lojistik demir yolu koridoru gibi risklerin azaldığı, likiditenin yüksek olduğu Körfez ve Kuzey Amerika coğrafyalarına yönelmelidir. Bu yeni pazar açılımlarının yüksek maliyetlerini göğüslemek için devletin sunduğu Yurt Dışı Pazar Araştırması Desteği, Pazara Giriş Projesi Desteği ve UR-GE Proje Desteği gibi subsidies (hibe) yapıları, içerideki Teşvik Robotu yazılımları üzerinden anlık filtrelenerek şirket bütçelerine can suyu yapılmalıdır.
- Maliyetleri Kısmak İçin Kapasite Geliştirme Zamanı: Dışarıda talep daralırken içerideki yüksek üretici enflasyonu ve kur baskısıyla rekabet edebilmenin tek yolu, fabrika içindeki operasyonel verimliliği artırmaktır. MÜSİAD’ın 18 OSB’de başlattığı atıl kapasite taramasına paralel olarak, firmalarımız kendi üretim hatlarını dijitalleştirmeli ve enerji maliyetlerini düşürmelidir. KOSGEB ve Ticaret Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu Kapasite Geliştirme Destek Programı ve sanayide yeşil dönüşüm destekleri, talep daralması yaşanan bu evrede şirketlerimizin birim maliyetlerini aşağı çekerek rakiplerine karşı fiyatlama gücü (pricing power) elde etmesini sağlayacak yegane reçetedir.




