ABD’nin Yeni Gümrük Tarifeleri
ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025’te yaptığı açıklamada, 5 Nisan 2025 itibarıyla geçerli olacak şekilde tüm ithalatlara ekstra %10 genel gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuştur. Bu kararın amacını; ABD’nin küresel ticaret açığını azaltmak, yerli üretimi korumak ve ekonomik ve sınır güvenliğini güçlendirmek olarak açıklamıştır.
Alınan bu kararların ardından Çin cephesinden de yanıt gecikmemiş, misilleme yapma kararı alınmış ve ABD mallarına %34 ek gümrük vergisi uygulanacağı duyurulmuştur. ABD bu kararlara cevap olarak Çin’den ithal edilen ürünlere daha önce uygulanan %54’lük vergi oranına ek olarak 9 Nisan 2025 itibarıyla %50 ilave vergi daha getirilmiş ve toplam gümrük vergisi oranı %104’e yükselmiştir.
Bu kararlar kapsamında;
- 2024 yılında alınan kararlarla getirilen yeni gümrük vergilerine ek olarak getirilen tüm ek vergilerle Çin’den yapılan ithalata yönelik gümrük tarifesi %104’e ulaştı.
- Vietnam, Tayland, Tayvan ve Hindistan gibi ülkelerden gelen ürünlere %25-46 oranlarında ek vergiler getirildi.
- Avrupa Birliği’nden bazı sektörlere yönelik tarifeler %15-%25 aralığına yükseldi.
- Japonya ve Güney Kore’den gelen ürünlere %24-%36 oranında er vergiler getirildi.
- Meksika ve Brezilya’dan gelen ürünlere uygulanan veri oranı %30-%35 oranına ulaştı.
- Türkiye’den yapılan ihracatlar sadece %10 genel gümrük vergisine tutulmuş ve ekstra ülke bazlı ek vergilere maruz bırakılmamıştır.

Yeni Gümrük Tarifesinden En Çok Etkilenen Sektörler
ABD’nin getirdiği bu tarifeler özellikle şu sektörleri etkilemektedir:
Sektör | Etkilenen Başlıca Ülkeler | Yeni Vergi Oranı (%) |
Elektronik | Çin, Tayvan, Vietnam | 35-104 |
Otomotiv & Parça | Almanya, Japonya, Güney Kore | 24-36 |
Gıda & Tarım | Meksika, Brezilya | 30-35 |
Tekstil & Hazır Giyim | Çin, Bangladeş, Vietnam | 25-45 |
Plastik & Ambalaj | Çin, Hindistan | 25-40 |
Makine & Endüstriyel | Çin, Almanya, Japonya | 20-30 |

Türkiye’nin Avantajları ve Dezavantajları
Amerika Birleşik Devletleri’nin uygulamaya koyduğu yeni gümrük tarifeleri; küresel ticaret dengelerinde önemli değişimlere yol açarken, Türkiye açısından hem fırsatlar hem de dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler doğurmuştur. Özellikle Çin ve bazı Asya ülkelerine getirilen yüksek vergi oranları, Türkiye’yi ABD pazarında alternatif tedarikçi konumuna taşımıştır. Ancak Türkiye’nin küresel alandaki bu yeni konumu, bazı yapısal zorlukları da beraberinde getirmektedir. Aşağıdaki bölümde, Türkiye’nin bu yeni ticaret düzenindeki potansiyel avantajları ve karşı karşıya olduğu dezavantajlar detaylı şekilde incelenmektedir.
Türkiye;
- Alınan yeni kararlar kapsamında ek ülke tarifelerine dahil edilmemiştir. Diğer ülkelere kıyasla gümrük vergi oranı %10 ile sınırlıdır.
- Asya’da bulunan üretici ülkeler ile kıyaslandığında daha düşük maliyetle ABD’ye ihracat yapabilme fırsatını yakalamıştır.
- Türkiye’nin güçlü bir üretime sahip olduğu; tekstil, otomotiv yan sanayi, ambalaj, gıda ve ev eşyaları gibi sektörlerde rekabet şansı artmıştır.
Öte yandan;
- Türkiye de tüm ülkeler gibi %10’luk genel vergiye tabidir, bu nedenle tamamen vergisiz bir ticaret yoktur.
- ABD pazarı için lojistik mesafe ve maliyet, Meksika gibi ülkelere kıyasla daha yüksektir.
- ABD ile Türkiye arasında serbest ticaret anlaşması (FTA) bulunmadığı için uzun vadede kalıcı avantajlar sınırlı kalabilir.
Kıyaslı Bazlı Ülkeler Arası Kıyaslama
Sektör | ABD’ye Yeni Vergi (Rakip Ülkeler) | Türkiye’ye Uygulanan Vergi |
Tekstil & Hazır Giyim | %25-45 (Çin, Vietnam) | %10 |
Otomotiv Yan Sanayi | %25-%36 (Japonya, Almanya) | %10 |
Elektronik Parçalar | %35-104 (Çin, Tayvan) | %10 |
Gıda & Tarım | %30-35 (Meksika, Brezilya) | %10 |
Ambalaj & Plastik | %25-40 (Çin, Hindistan) | %10 |
Ev Tekstili | %25+ (Asya ülkeleri) | %10 |
Getirilen yeni gümrük tarifelerini göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye’nin diğer ülkelere kıyasla ilk bakışta avantajlı olduğu görülebilir. Fakat bu konuyu sektörel bazda değerlendirmek ve Türkiye’nin ABD tarafından kimi zamanlarda hala bazı verilere tabi tutulduğu unutulmamalı, avantajlı olabileceğimiz sektörlerdeki altyapımızın ve üretim kapasitemizin değerlendirilmesinin doğru yapılması gerekmektedir. Yine de Türkiye’nin bazı sektörlerde öne çıkma şansı doğmuştur.
En dikkat çeken avantajlı alanlardan biri batarya ve batarya bileşenleri sektörüdür. Çin’den ABD’ye yapılan bu tür ithalatlara %35’e varan vergiler uygulanırken, Türkiye’nin düşük ya da sıfır oranlı gümrük vergileri ile bu pazara erişimi ciddi bir avantaj yaratmaktadır. ABD’nin Çin’e olan bağımlılığı azaltma politikası, Türkiye’yi alternatif bir tedarikçi olarak ön plana çıkarabilir.

Elektrikli araçlar da Türkiye açısından avantajlı sektörlerden biridir. Son uygulamalar ile birlikte Çin’in bu sektördeki gümrük vergisi %25’e ek olarak %10 ile %104 oranda değişmektedir. Buna karşılık, Türkiye’nin GTS (Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi) kapsamında ABD’ye daha düşük vergilerle ihracat yapabiliyor olması, bu pazarda rekabet şansını artırmaktadır. Türkiye’nin elektrikli araç üretim kapasitesinin gelişmekte olması ve Avrupa pazarına yakınlığı, sektörel olarak cazibesini artırmaktadır.
Tıbbi ekipman ve cihazlar alanında da Türkiye için yüksek potansiyel söz konusudur. Çin’e karşı %25’lik bir vergi uygulanırken, Türkiye’nin bu alanda ABD ile nispeten düşük vergili bir ticaret ilişkisi kurması, ülkemizi medikal alanda cazip bir tedarik noktası haline getirmektedir. Son yıllarda Türkiye’nin medikal cihaz üretimindeki ivmesi de bu fırsatı değerlendirmek için olumlu bir zemin sunmaktadır.
Buna karşılık yarı iletkenler ve mikroçipler gibi yüksek teknoloji gerektiren sektörlerde Türkiye’nin altyapı ve üretim kapasitesi sınırlı olduğundan, teorik olarak bir vergi avantajı bulunsa bile bu avantajın pratikte değerlendirilmesi zordur. Benzer şekilde, çelik ve alüminyum sektörlerinde ABD’nin Türkiye’ye de zaman zaman ilave gümrük vergileri uygulaması, bu alandaki rekabet gücünü sınırlandırmaktadır.
Tüketici elektroniği sektöründe ise Türkiye’nin üretim gücü büyük ölçüde sınırlı ve ithalata dayalı olduğundan, Çin’e karşı olan yüksek vergi uygulamalarına rağmen bu pazarda bir atılım yapması şu an için zor görünmektedir.
Genel olarak bakıldığında, Türkiye özellikle batarya, elektrikli araçlar ve medikal cihazlar gibi alanlarda Çin’e karşı önemli bir vergi avantajı elde etmiş durumdadır. Bu fırsatların stratejik yatırımlar ve üretim kapasitesinin artırılmasıyla desteklenmesi halinde, Türkiye ABD pazarında ciddi bir tedarikçi olarak konumlanabilir.

Stratejik Öneriler
Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin başta olmak üzere çeşitli ülkelere karşı uyguladığı yeni gümrük tarifeleri, küresel ticaret dengelerinde önemli bir dönüşüm sürecini başlatmıştır. Türkiye için bu dönüşüm, yalnızca mevcut ihracat hacmini korumakla kalmayıp, yeni pazarlara erişim ve stratejik sektörlerde büyüme fırsatları yaratmak anlamına gelmektedir. Bu fırsatların etkin bir şekilde değerlendirilmesi ise ancak uzun vadeli bir vizyon, sektör bazlı önceliklendirme ve doğru konumlandırma ile mümkün olabilir. Türkiye’nin ABD pazarında rekabet gücünü artıracak ve vergi avantajlarını sürdürülebilir ihracat başarılarına dönüştürebilecek temel önerileri aşağıda bulabilirsiniz.
- ABD pazarı hedeflenerek tekstil, ambalaj ve otomotiv yan sanayi alanında ihracat hacmi arttırılmalıdır.
- Türkiye merkezli firmalar, ABD’de depo/ofis açarak hızlı teslimat kabiliyeti geliştirmelidir.
- Sertifikasyon ve mevzuat uyumu (FDA, ASTM, vb.) için yatırım yapılmalıdır.
- Dijital tanıtım ve pazarlama faaliyetleri ile ABD’de marka bilinirliği artırılmalıdır.
Yazan: Minel KEÇİCİ, Kıdemli İhracat & İş Geliştirme Danışmanı, FIX Consulting




